Ekolojik tarım nasıl yapılır?

Ekolojik tarım nasıl yapılır?

“Ekolojik tarım toprak, su ve iklimi koruyarak sağlıklı tarım yapılmasını, bugün ve yarın için sağlıklı besinlerin üretilmesini sağlar, biyoçeşitliliği destekler ve çevreye kimyasal ilaçlar ve genetik mühendislikle zarar vermez.” Greenpeace Araştırma Laboratuvarlarından Dr. Reyes Tirado ekolojik tarımı bu şeklinde tanımlıyor. Tarım faaliyetlerini bu çerçeve içerisinde yürütebilmek için kullanılan yöntemlere dair temel bilgileri derledik.

 

Uygun tohum kullanmak ve ekilecek ürün seçimi

Ekolojik tarımda, yetiştirilecek bitki tür ve çeşidinin ekolojik istekleri ile tarım yapılacak olan bölgenin ekolojik faktörlerinin uyum içerisinde olması, hastalık ve zararlılara dayanıklı tür ve çeşitlerin seçilmesi esastır. Bu nedenle kullanılan tohumlar, o bölgenin şartlarına uyum gösteren yerel tohumlardan seçilir. Ekim sırasında çok yoğun ya da seyrek değil, uygun sıklığın sağlanmasına dikkat edilir. 

 

Verimliliği artırıcı uygulamalar - gübreleme

Ekolojik tarımda toprak, bitki, hayvan ve insan arasındaki doğal gıda döngüsü doğal maddelerle sağlanır. Toprağın organik maddesinin iyileştirilmesi, toprak nemini koruma, çeşitliliği arttırmada ve besin elementlerini iyileştirme bakımından hayati öneme sahiptir. Bu nedenle ahır veya kümes artıklarından oluşan hayvansal gübreler, ev atıkları gibi organik içeriklerden elde edilen kompostlar ya da yonca, bakla, fiğ gibi bitkilerin toprağa karıştırılmasıyla uygulanan yeşil gübreler kullanılır. 

Ayrıca saman, torf, deniz yosunları, talaş, tabii fosfat, potasyum, kalsiyum, kireç, magnezyum kayaçları ile bakır, demir, mangan, molibden, çinko, bor gibi mikro besin maddeleri ve kükürt içeren bazı doğal maddeler de gübrelemede kullanılabilir. Suni gübrelemenin ortadan kalkmasıyla daha sağlıklı, organik madde açısından zengin, suyu tutma kapasitesi daha yüksek ve erozyona daha az eğilimli bir toprak elde edilir.

 

Hastalık ve zararlıların kontrolü

Zararlılarla ekolojik mücadelenin temelinde tarım ekosisteminin “bağışıklığını” artırmak ve sağlıklı toprak ile sağlıklı bitkileri desteklemek yatar. Doğru tür seçimi ve doğru gübreleme hastalıklarla ve zararlılarla mücadelede öncüldür. Örneğin endüstriyel tarımda uygulanan hızlı çözünen kimyasal gübrelere kıyasla, yavaş çözünen organik gübrelerin kullanılması sonucu, bitkiler hastalık ve zararlılara karşı daha dirençli olurlar. Bu dirençte ek olarak, bitkinin ihtiyacı olan tüm besinlerin dengeli bir şekilde bulunmasının da büyük payı vardır.

Biyolojik mücadele ise doğada mevcut olan faydalı organizmaların korunması ve etkinliklerinin artırılması aracılığıyla yapılır. Bu noktada zararlı türe, onun düşmanlarına yani faydalı böceklere ve her ikisinin birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerine ait biyolojik ve ekolojik bilgilere sahip olmak gerekir. Örneğin, 2018 yılında İngiltere’de 15 büyük ölçekli tarım alanında uygulanan çalışma kapsamında, tarlaların aralarına kır çiçekleri ekildi. Bu çiçeklerin zararlı böceklerin doğal avcıları olan hayvan ve böcekleri artıracağı, böylece pestisit kullanımının azaltılmasına destek olacağı öngörülüyor. Dünya çapında bir endişe halini alan aşırı pestisit kullanımına alternatif bu yöntem ülkede daha önce başarıyla uygulanmış, bu şekilde mahsullerdeki pestisit oranları düşürülmüş, hatta verimin artırılması sağlanmış.

Bunun yanı sıra, bitki korumada erken uyarı sistemleri kullanılır. Feromon tuzakları, yabancı otların elle yolunması ve bağ zararlıları ile mücadelede elyaf bağlama gibi uygulamalar da mevcuttur. Kimyasal mücadele zorunlu olduğunda, bitkisel ve mikroorganizma kökenli ilaçlar, yağlar, mineral maddeler ve diğer organik preparatlar veya kükürt, Arap sabunu, jelatin, balmumu, hidrolize protein gibi maddeler tercih edilir.

 

Ekim nöbeti (Münavebe)

Organik tarımda toprak, bitki gibi canlı bir varlık olarak kabul edilir ve üretimin her kademesinde toprağın korunması ve sağlığı esas alınır. Tarım yapılan alanlarda aynı bitkinin aynı tarlaya üst üste ekilmesi toprağın fakirleşmesine, topraktaki besin kaynaklarının azalmasına ve ekilen bitkideki hastalıkların artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle monokültür uygulamalarından kaçınılır, mutlaka ekim nöbeti planlaması yapılır. 

Baklagiller, pırasa, marul, soğan gibi yüzeysel köklü bitkiler, as su tüketen hububatlar, toprağı temizleyen bezelye, soya ve fasulye gibi yöreye uygun bitkilerle ekim nöbetine gidilir. Ek olarak karışık ekim sistemi uygulanır. Bu yöntem, toprağı dinlendirmesi yanında bitki sağlığı açısından da yararlar sağlamaktadır. Karışık ekim sistemleri, çeşitliliğe bağlı olarak yabancı otların büyüme alanlarını kapatarak daha iyi rekabet etmektedir.

ABD Michigan’da bu konuda bir çalışma yapıldı. Ziraatçiler üç yıl boyunca monokültür ekilen tarım alanlarıyla farklı seviyelerde karışık ekim yapılan tarım alanlarından alınan mısır mahsullerini karşılaştırdılar. Üç tarımsal ürün, artı üç koruyucu örtü bitkisi olan en yüksek çeşitlilik oranına sahip tarlalardan, devamlı bir şekilde monokültür ekilenlerden alınana göre yüzde 100 daha fazla mahsul elde edildiğini tespit ettiler. Tarımsal ürünün çeşitliliği toprağın verimini artırmış, kimyasallara olan ihtiyacı azaltmış ve bunların etkisiyle mahsul yüksek getirili olmuştu. 

 

Enerji kullanımı ve sulama

Ekolojik tarımda çevreyi tehdit eden her türlü tarımsal girdinin kullanımının en aza indirilmesi ve kaynak israfının önüne geçilmesi gerekir. Bu nedenle salma sulamaya göre çok daha az miktarda suyun kullanıldığı damla veya yağmurlama sulama yapılır. Hatta kimi alanlarda hiç sulama yapılmaz, tarla yalnızca yağmur suyu ile sulanır. İtalya’da yapılan bir araştırma gösteriyor ki, yağmur sularıyla beslenen buğday tarlalarında yüksek genetik çeşitlilik, kuru şartlarda mahsul kıtlığını azaltıyor. Yağışın yüzde 20 düştüğü bir senaryoda, buğday mahsulü dramatik bir şekilde düşer. Ancak çeşitlilik arttığında, bu düşüş tam tersine döner ve mahsul ortalamanın üzerine çıkar. Seçilen bitkiler ve yerel tohumlar bölgeye uyumlu olduğundan daha az suya ihtiyaç duyarlar, dolayısıyla su ve enerji tasarrufu sağlayan bu yöntem ekolojik tarım için uygundur. 

Ayrıca toprağın yapısını korumak için geleneksel tarıma göre daha az sayıda, genelde 2 defa işleme yapılması da enerji tasarrufu sağlar. Ekolojik tarım yapılan işletmelerde fosil yakıtlar gibi petrol ürünleri olabildiğince az seviyede kullanılır. Güneş ve rüzgar enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarından yararlanılması önceliklendirilir.

 

Kaynaklar

(1) http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=5986

(2) Tarımda Sürdürülebilirlik ve Organik Tarım, Şule Turhan, Uludağ Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölümü, Tarım Ekonomisi Dergisi, 2005, BURSA 

http://journal.tarekoder.org/download/article-file/253316

(3) Atış, E., 2004, Çevre ve Sürdürülebilir Boyutlarıyla Organik Tarım, Buğday Dergisi, 2004-2005, İstanbul.

(4) Türkiye’de Ekolojik Tarım Ürünleri Üretiminin Ekonomik Yünü ve Geleceği: Ön Araştırma Sonuçlarının Tartışılması, Türkiye V. Tarım Ekonomisi Kongresi 18-20 Eylül 2002, Erzurum

http://www.tarimarsiv.com/wp-content/uploads/2017/05/197-210.pdf

(5) Organik Tarımda Biyolojik Mücadele, Sevcan (Coşkuntuncel) Öztemiz, Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü, GOÜ. Ziraat Fakültesi Dergisi, 2008, Adana

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/82270

(6) Organik(Ekolojik Tarım), Dr. Sami Süzer, T.C. Orman ve Tarım Bakanlığı Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

https://arastirma.tarimorman.gov.tr/ttae/Sayfalar/Detay.aspx?SayfaId=66

(7) https://www.theguardian.com/environment/2018/jan/31/stripes-of-wildflowers-across-farm-fields-could-cut-pesticide-spraying?fbclid=IwAR2pqNgZnVSIh9Foagmg0-xRfaPwACzCSnAHd-6odo48EPzdi0_C2dmVSpQ

 

27.08.2019

YORUMLAR

Henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum yapmak için lütfen giriş yapınız.
×